28 Şubat 2013 Perşembe

Kedi Kadın ve Wolverine Oscar'larda Sarkı Söyleyince...



Victor Hugo’nun ölümsüz eseri Sefiller (Les Miserables), nihayet bu Cuma sinema salonlarında yerini alıyor. Tam onbeş sene sonra dev ekrana dönüş yapan bu hikaye, ilk defa müzikal olarak karşımıza çıkacak. Hollywood’un ‘remake’ filmlere olan sevgisini sağır sultan bile biliyor, ama en azından bu yapımın 1985’te yaratılmış ve hala devam eden müzikal Les Miserables’in filmleştirilmiş hali olduğunu söyleyebiliriz, kendinizi nasıl rahatlatmak isterseniz artık.

19. yüzyılın başlarında Fransa’da geçen, acımasız polis Javert’ten onyıllardır kaçmakta olan Jean Valjean adlı eski bir mahkumun, genç Fantine’in bebeğini büyütmek için söz vermesiyle gelişen hikayenin başrollerini Hollywood’un parlak isimleri paylaşmakta. X-Men ve The Prestige gibi yapımlardan tanıdığımız Hugh Jackman; The Princess Diaries, Becoming Jane ve son olarak Dark Knight Rises’da gördüğümüz Anne Hathaway; Gladiator, A Beautiful Mind ve Cinderella Man filmleriyle tanıdığımız Russell Crowe gibi isimlerle başlayıp, Helena Bonham Carter’dan Amanda Seyfried’e kadar uzanan geniş bir oyuncu kadrosuna sahip bir film Sefiller.




Zaten Oscar ödüllerini takip eden muhtemelen herkes, 2009’da Hugh Jackman’ın sunduğu ödül töreninden beri Anne Hathaway ve Hugh Jackman’ın birlikte bir müzikalde rol almalarını bekliyordu. Son 10 yıl içindeki muhtemelen en eğlenceli Oscar törenini sunmuş olan Hugh Jackman, törenin başında o senenin öne çıkan filmleriyle alakalı müzikli danslı bir şov da yapmıştı. Şarkının Frost/Nixon filmine geldiği sırada, Anne Hathaway’i “zorla” yerinden kaldırmış ve kendisine eşlik etmesini istemişti. Bu kısa ama eğlenceli anın sonunda aklımızda kalan şeyse, bu ikilinin kimyasının ne kadar uyuştuğu ve gelecekte bir müzikal projesinde birlikte yer alıp alamayacaklarına dair soru işaretleri olmuştu. Törenin ilerleyen saatlerindeki bir başka dans gösterisinde, Amanda Seyfried’in de Jackman’ın yanında yer aldığını ve onun da filmde Anne Hathaway’in kızı Corsette rolünü oynadığını belirtelim. Yönetmen Tom Hooper’ın filmde yer alacak oyuncuların neredeyse yarısına nasıl karar verdiğini de böylece anlamış bulunuyoruz.



Sefiller’in bir film olarak en büyük özelliklerinden biri, oyuncuların tüm şarkıları film çekiminin gerçekleştiği sırada, canlı olarak söylemiş olması. Şarkıya ne zaman girmeleri gerektiğini anlamalarını sağlayacak, kulaklarına takılan bir cihaz sayesinde, sahnelerin çekildiği sırada oyuncuların karaoke yapar gibi şarkıları seslendirdiği öğrenilmişti. Canlandırdıkları karakterlerin o an hissettiklerini çok daha rahat bir biçimde şarkılara aktarabilmek ve daha etkileyici performanslar yakalamak amacıyla yapılan bu seçimin, riskli fakat farklı olduğuna dair şüphe yok. Bunun, aynı zamanda şimdiye kadar hiçbir müzikal filmde uygulanmamış bir sistem olması da filmin tanıtımı sırasında öne çıkarılan noktalardan biri olmuştu.

Bununla birlikte, her ne kadar iç bayıltacak kadar dramatize edilmiş bir kampanya sonucunda olsa da, ödül sezonunda Anne Hathaway  en iyi yardımcı kadın oyuncu ödüllerini silip süpürdü, Pazar gecesi izlediğimiz 85. Oscar töreni de buna dahil. Aldığı ödülleri hak etmediğini söylemek de mümkün değil, The Dark Knigh Rises’daki Catwoman rolünden sonra bir kez daha seyircileri şaşırtacak bir performans sergilemiş kendisi.
Tüm bunlar sizi tav etmediyse, hikayenin gidişatını tam olarak kafanızda belirleyemediyseniz, bir de şöyle açıklamakta fayda olabilir. Hugh Jackman ve Anne Hathaway’in SAG Ödüllerinde de anlattığı gibi, filmin hikayesini 21. yüzyıla uyarlanmış hali ise şöyle: 
“Wolverine Gladyatör tarafından kovalanmaktadır. Catwoman hamile kalmıştır ve berbat bir sebep yüzünden Harry Potter’daki Bellatrix Lestrange’i ve Borat’ı görmeye gitmesi gerekir. Daha sonra Wolverine Catwoman’ın bebeğini büyütmeyi kabul eder ve o bebek de büyüyünce Mamma Mia’da rol alır.”


Sonuç olarak, Sefiller’in güzel müzikle donatılmış, iyi oynanmış, iyi çekilmiş ve göz dolduran bir hikayeye sahip bir film olduğunu gerçeğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Eğer hikayeye ağlamayacak kadar soğuk kalpliyseniz, Russell Crowe’un görüntüsüne bir türlü uyduramayacağınız sesini duyuncaya kadar bekleyin, birkaç mendile ihtiyacınız olacağı kesin.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder